17 Ağustos 2026, Pazartesi Diyarbakır
RSS Site Haritası
USD: 47,5920 ↑+0,06% EUR: 55,0191 ↑+0,03%
SON DAKİKA
🔥 Trend: Gündem Duyurular Etkinlikler Vefat İlanları

Murat Ülker’den Silikon Vadisi değerlendirmesi: Yapay zekâ yarışında tek kazanan yok

Murat Ülker’den Silikon Vadisi değerlendirmesi: Yapay zekâ yarışında tek kazanan yok
Murat Ülker, üç haftadır sürdürdüğü yapay zekâ yazı dizisinin son bölümünde Stanford’dan Microsoft’a, Google’dan Meta, Samsung ve Apple’a kadar Silikon Vadisi gözlemlerini aktardı. Ülker’e göre yapay ...

İş insanı Murat Ülker, kişisel blogunda art arda yayımladığı yapay zekâ yazılarının üçüncüsünde Silikon Vadisi ziyaretlerinden edindiği izlenimleri ve teknoloji şirketlerine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

“Batı Yakası Yapay Zekâ Goyam” başlıklı yazısında Microsoft, Meta, OpenAI, Anthropic, Alphabet/Google, Samsung Electronics ve Apple’ın yapay zekâ yarışındaki konumlarını karşılaştıran Ülker, sektörde tek bir kazanan bulunmadığını savundu.

Dünya Kupası maçları için ABD’nin Batı Yakası’nda bulunduğunu belirten Ülker, 44 yıl sonra Stanford Üniversitesini ve Silikon Vadisi’ndeki şirketleri yeniden ziyaret ettiğini anlattı.

Ülker, ilk Stanford ziyaretinde yeni geliştirilen kişisel bilgisayarlardan birini gördüğünü; aradan geçen yıllarda üniversitenin robotik, yapay zekâ ve uygulamalı inovasyon alanlarında büyük bir dönüşüm geçirdiğini kaydetti.

Stanford’daki laboratuvarların hafta sonu dahi açık olmasına ve üniversiteye girişteki serbestliğe dikkat çeken Ülker, kampüsten sürücüsüz Waymo aracıyla ayrıldığını aktardı.

Microsoft ziyaretinde yapay zekâ güvenliği ve kurumsal uygulamaların öne çıktığını belirten Ülker, şirketlerin artık yapay zekâyı yalnızca soru yanıtlayan bir araç olarak değil, görevleri sürekli biçimde yerine getiren bir çalışan gibi konumlandırmaya hazırlandığını söyledi.

Yapay zekâ ajanlarının e-postaları yönlendirme, düzenli analizler hazırlama ve rutin iş süreçlerini yürütme gibi görevleri üstleneceğini belirten Ülker, gelecekte bu sistemlerin şirket organizasyonlarında tanımlı bir yeri ve performans göstergeleri olacağını savundu.

Ülker, bu yaklaşımı “Yapay zekâyı işe alacağız” sözleriyle özetledi.

Google ziyaretinde perakende ve üretim sektörlerine yönelik yapay zekâ uygulamalarını inceleyen Ülker, şirketin yapay zekâyı farklı iş kollarına uyarlayan geniş bir yapı oluşturduğunu belirtti.

Alphabet çatısı altındaki sürücüsüz araç şirketi Waymo’nun San Francisco’daki hizmetini de deneyen Ülker, aracın trafik kurallarına uyması, yayaları algılaması ve beklenmedik hareketlere karşı verdiği tepkilerle ilgili gözlemlerini aktardı.

Otonom araçların yapay zekâ ve kuantum teknolojileriyle birlikte daha ileri bir seviyeye taşınacağını belirten Ülker, buna karşın sürücünün kontrolündeki klasik otomobilleri tercih ettiğini esprili bir dille anlattı.

Ülker’in değerlendirmesinde yapay zekâ yarışındaki asıl değerin yalnızca model kalitesinden oluşmadığı vurgulandı. Müşteri tabanı, fiyatlama gücü, dağıtım kanalları, altyapı kapasitesi ve yatırımın gelire dönüşme hızı, yarışın temel kriterleri arasında sıralandı.

Ülker’in şirketlere ilişkin değerlendirmeleri şöyle özetlendi:

Microsoft’un en büyük avantajının yapay zekâyı Microsoft 365, Teams, Outlook, Excel, GitHub ve Azure gibi şirketlerin günlük olarak kullandığı ürünlerin içine yerleştirmesi olduğu belirtildi.

Bu yöntemle şirketin sıfırdan yeni bir pazar yaratmak yerine mevcut kurumsal sözleşmelerine daha yüksek değerli bir yapay zekâ katmanı eklediği ifade edildi. Ülker, Microsoft’u dengeli ve kurumsal odaklı yapay zekâ yatırımı olarak değerlendirdi.

Ülker’e göre şirketin büyüme potansiyeli yüksek olsa da yapay zekâ altyapısına ayırdığı büyük sermaye, yatırımcılar açısından önemli bir risk oluşturuyor.

OpenAI’ın ChatGPT ile bireysel kullanıcılar ve geliştiriciler açısından yapay zekâ sektörünün ana markalarından biri haline geldiğini ifade eden Ülker, şirketin hedefinin ChatGPT’yi çalışma, araştırma, yazılım geliştirme ve karar süreçlerinin temel arayüzüne dönüştürmek olduğunu kaydetti.

Buna karşılık yüksek işlem gücü ihtiyacı, altyapı yatırımları, değerleme ve şirketin halka açık olmaması başlıca riskler arasında gösterildi.

Anthropic’in Claude ürün ailesiyle güvenlik, kontrol edilebilirlik ve kurumsal kullanım konularında ayrıştığı belirtildi.

Bankacılık, hukuk, danışmanlık, yazılım geliştirme ve belge analizi gibi sektörlerde büyüme fırsatı bulunduğunu belirten Ülker, yüksek şirket değerlemesinin risk yaratabileceğini ifade etti.

Samsung: Yapay zekânın donanım tedarikçisi

Samsung’un yapay zekâ yazılımından çok sistemlerin çalışmasını sağlayan bellek ve çip altyapısıyla öne çıktığı kaydedildi.

HBM, DRAM ve kurumsal veri depolama ürünlerine yönelik talebin Samsung açısından önemli bir fırsat oluşturduğu; buna karşılık bellek sektöründeki dalgalanmalar ve rakiplerin baskısının risk taşıdığı belirtildi.

Apple’ın yapay zekâyı bağımsız bir ürün olarak satmak yerine iPhone, Mac, iPad, Siri ve şirketin diğer hizmetlerinin içine yerleştirdiği ifade edildi.

Ülker, Apple’ın model yarışında rakipleri kadar görünür olmadığını ancak premium cihaz tabanı, güçlü ekosistemi, kullanıcı sadakati ve hizmet gelirleri sayesinde uzun vadeli bir avantaja sahip olduğunu değerlendirdi.

Ülker, yapay zekâ çağının kazananlarının yalnızca en gelişmiş teknolojiyi üreten şirketler olmayacağını vurguladı.

Teknolojiyi mevcut müşterilere ulaştırabilen, fiyatlandırabilen ve kârlı bir gelir akışına dönüştürebilen şirketlerin öne çıkacağını savunan Ülker, değerlendirmesini beş temel sonuçla tamamladı:

Model kalitesi tek başına yeterli olmayacak; dağıtım ve gelir modeli belirleyici hale gelecek. Microsoft kurumsal yapay zekâyı gelire dönüştürmede öne çıkacak. Alphabet geniş veri ve teknoloji kaynaklarına karşın arama modeliyle ilgili dönüşüm riski yaşayacak. Samsung altyapı talebinden faydalanırken bellek piyasasındaki dalgalanmalara açık olacak. OpenAI ve Anthropic ise yüksek büyüme potansiyellerine rağmen değerleme, likidite ve altyapı maliyetleri nedeniyle yüksek risk taşıyacak.

Ülker, analizlerinin yatırım tavsiyesi olmadığını özellikle vurguladı.

Ülker, üç yazılık serinin ilk bölümünde yapay zekâ rekabetinin en yeni modeli geliştirme yarışından veri merkezleri, enerji, işlem kapasitesi ve veri egemenliği alanına kaydığını savunmuştu.

Yapay zekânın “gerçek fabrikalarının” veri merkezleri olduğunu ifade eden Ülker; büyük ölçekli altyapı, egemen yapay zekâ ve kuantum bilişimi gelecekteki rekabetin üç temel alanı olarak sıralamıştı.

Serinin ikinci bölümünde ise yapay zekâ etrafında oluşan abartılı beklentileri ele alan Ülker, otonom yapay zekâ sistemlerinden blockchain’e, kişiselleştirilmiş sağlık hizmetlerinden beyaz yakalıların tamamen işsiz kalacağı iddiasına kadar 10 “teknoloji miti” sıraladı.

Ülker, yapay zekânın çalışanı daha hızlı çalışmaya zorlayan bir araca dönüştürülmemesi gerektiğini savunarak performans ölçütlerinin hızdan doğruluk, muhakeme ve sistem çıktısına kaydırılması gerektiğini ifade etti.

Yapay zekâ çağında liderlerin görevinin insanları hızlandırmak değil, sistemi doğru biçimde yönlendirmek olduğunu belirten Ülker, aksi durumda teknolojinin çalışanları özgürleştirmek yerine daha yoğun ve sürdürülemez bir çalışma düzeni oluşturabileceği uyarısında bulundu.

Editör
Yazar
Editör
Bu haberi değerlendirin
0.0 (0 oy)
5★
0%
4★
0%
3★
0%
2★
0%
1★
0%

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

34TZK5
v1.4.1